Trabzonspor
Fenerbahçe
Bursaspor
Gaziantepspor
Beşiktaş
Eskişehirspor
Kayserispor
İstanbul B.B.
Karabükspor
Antalyaspor
Manisaspor
Ankaragücü
Galatasaray
Gençlerbirliği
Sivasspor
Bucaspor
Konyaspor
Kasımpaşa
TRT 1 Stadyum programı

Trt 1 kanalında yayınlanan Stadyum programına katılan Galatasaray Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Helvacı açıklamalarda bulundu..


Alp Özgen: Galatasaray tarihinde ilk kez bir yönetim ibra edilmedi. Şuan stüdyomuzda Galatasaray Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Helvacı bizlerle birlikte. Hoş geldiniz sayın Helvacı.

Mehmet Helvacı: Hoş bulduk.
"BEN MUHALEFET YAPMIYORUM GALATASARAY'IN DOĞRULARINI SÖYLÜYORUM"
Alp Özgen: Sayın Helvacı, Galatasaray'da yaşananlar gündemi değiştirdi. Her şeyin önüne geçti. Başkanın seçim kararı alacağını ve ibra edileceğini düşünüyorum demiştiniz ama, tablo pekte öyle olmadı neden bu duruma geldi camia ve yönetim sizce.
Mehmet Helvacı: Birçok nedeni var ama önce müsaade ederseniz bu çok sık söyleniyor. Buna bir açıklık getirmek istiyorum. Benim muhalefet yaptığım söyleniyor. Ben muhalefet yapmıyorum. Ben Galatasaray'ın doğrularını söylüyorum. Ve benim söylediklerim 4-5 aydır medyaya yansıyor. Daha öncesinde benim hiçbir söylediğim medyaya yansımadı. Çünkü konuşmadım. Bu süreçte de son 1,5 – 2 aya kadar hiç konuşmamıştım ancak o dönemde söylediklerim muhalefet yaptığım iddiasıyla dışarıda yayımlanmaya başladı. Ama bunların hiçbirisi muhalefet değildi. Bunlar Galatasaray'ın doğrularıydı. Ben hep Galatasaray'ın doğrularını söyledim. Olabilecekleri öngördüm çünkü; görünüyordu. Birçok şeyi sadece bugün yaşananları bugünkü sonuçları değil, birçok şeyi ön gördüm yani Rijkaard'ın gönderilmesinde, Rijkaard'ın gönderilmemesi gerektiğini, yeni bir hoca getirildiğinde bunun Galatasaray'a hiçbir faydasının olmayacağını sadece bir masraftan ibaret olacağını hele konuşulan isimlerin hiçbir katkısının olmayacağını, sorunun Rijkaard'ta olmadığını hepsini söyledim. Birgün Adnan Sezgin'i başkanın göndermek zorunda kalacağını bunu bugünden yapması gerektiğini reaksiyon olarak değil proaktif olarak hareket etmesi gerektiğini anlattım. Ama bunların hiçbirisi söylediğim zamanlarda kabul görmedi ve beni muhalefet yapmakla suçladılar.

Alp Özgen: Önce kapalı devre yönetim kurulu içinde dile getirdiniz.
"BUGÜN YAŞANANLARI BEN 2,5 AY ÖNCE SÖYLEDİM"
Mehmet Helvacı: Tabi ama bunlar hep basına yansıdı, dışarıya yansıdı. Nasıl yansıdığını bilmiyorum. Kimler tarafından yansıtıldığını bilmiyorum ve benim muhalefet yaptığım söylendi. Herhalde böyle muhalif bir karaktere ihtiyaç vardı yönetim kurulunda ama ben muhalefet içerisinde değildim. Ben Galatasaray'ın doğrularını söylüyordum. Bugüne kadar hep Galatasaray'ın doğrularını söyledim. Her platformda Galatasaray'ın doğrularını söyledim. Ama tabi bu bazı kimselerin hoşuna gitmeyebiliyor. Hoşuna gitmediği zamanda muhalif olarak adlandırılıyor. Öyle değil yani doğrusu benim Galatasaray'ın doğrularını söylediğim bazı kimselerce bunun kabul edilmediği. Bugün yaşananları da ben bundan 2,5 ay evvel bir yönetim kurulu toplantısında söyledim ve o zamanlar söylediklerim çarpıtıldı ve yine dışarıya yansıtıldı. Bu yönetimin süresini doldurduğunu ve çünkü görevi yapmaktan uzaklaştığını açılıştan sonra yaşanan olaylar nedeniyle Galatasaraylılar'ın infial içinde olduğunu bunun sonlandırılması gerektiğini ve doğrusunun istifa etmemiz olduğunu ama istifa etmek kabul edilmiyorsa şimdiden bir seçim çağrısı yapılmasının gerektiğini aksi taktirde camianın zaten gerildiğini daha da gerileceğini ipleri kopartmanın kimseye yararı olmayacağını bundan 2,5 ay evvel anlattım. Bugünü de anlattım. Dedim ki orada kötü bir gün geçireceğiz, doğrusunu isterseniz ibra edileceğini düşünüyordum Adnan Polat'ın çünkü bu kadar gereceğini düşünmüyordum Galatasaraylılar'ı yanılmışım onda.

"GALATASARAY GERÇEKLERİ VE DOĞRULARIYLA ÖRTÜŞMEYEN BİR YÖNETİM BİÇİMİ SERGİLENDİ"
Alp Özgen: Bize verdiğiniz özel röportajda da söylemiştiniz bunu.
Mehmet Helvacı: Evet bu kadar gereceğini düşünmüyordum Galatasaraylılar'ı. Çünkü her yönetici sonuçları ne olursa olsun ibra edilmek ister yani ibra edilmemeyi tercih etmek diye bir şey söz konusu olamaz. Bu daha önceden de görülüyordu daha önceden onlar görememiş olabilirler ama bugün genel kurulda çok net, açık görünüyordu herkesin gördüğü bir şeydi. yönetim kurulunun ibra edilmeyeceği ve birçok fırsat sunuldu sayın Adnan Polat'a çeşitli Galatasaraylılar tarafından. Gerçekten alicenap davrandılar Galatasaraylılar ve başkanın bir seçim çağrısı yapması gerektiğini sürekli yinelediler. Seçim yapıldığı taktirde bu ortamın bu şekilde değil başka şekilde cereyan edeceğini de söylediler. Ama ona rağmen ısrarla seçim çağrısı yapılmadı, gerginlik tırmandırıldı ve tabi doğal olarak ta ibra etmeme sonucu ortaya çıktı ama dediğim gibi tabi görülmemiş, anlaşılmamış olduğu kanaati bende yok. Bendeki kanaat buna rağmen ibra edilmeme isteği var diye düşünüyorum bugün baktığım yerden çünkü başka türlü olamaz. İbra edilmeyeceği görülüyordu. Niye oldu? Çünkü Galatasaray gerçekleri ve Galatasaray doğruları ile örtüşmeyen bir yönetim biçimi sergilendi onun için. Sonuçta biz bir derneğiz bizim hem taraftarlarımız var hem genel kurul üyelerimiz var ve genel kurul üyelerimizin taraftarlarımızdan önce refleks göstererek bazı şeyleri açıkladıklarını daha sonrada stadyumlarda taraftarın aynı refleksi ortaya koyduğunu hep beraber gördük. Yani Galatasaraylılar bu yönetimle ilgili duygu ve düşüncelerini açıkladılar. Bunu zannediyorum bütün kamuoyu biliyordur farkındadır ama sayın başkan bunlara kulaklarını kapattı ve görmemezlikten geldi duymamazlıktan geldi. Sonuçta böyle oldu yani niçin böyle oldu. Niçin böyle oldu sorusunun cevabı Galatasaray gerçeklerine, Galatasaray doğrularına gözleri ve kulakları kapatmaktan doğan bir durum. Başka bir durum yok.

"İBRA EDİLMEYECEĞİ BELLİYDİ"
Uğur Meleke: Peki bugün Kozak'ın konuşmalarına rağmen Adnan Polat neden sonuna kadar direndi? Bilinçli olarak bu noktaya geldiğini ima ettiniz. Şimdi hangi süreci öngörmüştü.
Mehmet Helvacı: Ne yapacağını bilemem ama istemediğini düşünmem için bir sebep kalmadı. Çünkü çok görünen birşeydi bu, açık açık görünüyordu. İbra edilmeyeceği belliydi. Ona rağmen ibra edilmeyeceği belliyken bu kadar çok genel kurulu germenin bir anlamı yoktu yani bunu niye yaptığımızı sayın başkanın bunu niye tercih ettiğini gerçekten bende merak ediyorum ama istediği birşey olmalı aksi taktirde başka bir açıklaması olamaz yani görmediğini düşünmediğini bunun ibrayla neticeleneceğini düşündüğünü zannetmiyorum. Bir kere katılım bana kalırsa çok yüksekti. Beklenenden de yüksekti. Böyle bir katılımı kimsenin beklediğini zannetmiyorum. Zaten o katılımı başkanın gördüğü anda hemen bunun sonucunuda öngörmesi gerekirdi. Çünkü Adnan Polat tecrübesiz bir yönetici değil. Tecrübeli bir yönetici dolayısıyla birçok genel kurul görmüş olması lazım. Birçok genel kurulda da benzeri sonuçların yani en azından hangi nedenlerle meydana geleceğini anlayabiliyor olması lazım. O sebeple bunu görmüş olması lazım. Görmemiş olduğunu düşünemiyorum. Ama tabi görmediyse bilemem onu.

"MAHKEMEYE GİTME İHTİMALİNİN HİÇ GERÇEKLEŞMEMESİNİ UMUT EDİYORUM"
Alp Özgen: Daha sonra konuşma şansınız oldu mu? Çünkü bize gelen haberler, genel kurul bittikten sonra yönetimin acil bir toplantı yaptığı zannediyorum sizi çağırmadı.
Mehmet Helvacı: Evet. Şöyle, çünkü genel kurul sırasında bu durum ortaya çıktığı görülünce diğer yönetici arkadaşlarımla ben çeşitli konuşmalar yaptım. Başkanla konuşmadım, Yiğit Şardan'la konuşmadım. Onun dışında benimle konuşmayan yönetici arkadaşım hatırlayamıyorum yoktu galiba. Hepsiyle konuştum hepsi bana bu durumun ne olacağını sordular. Bende onlara ne olması gerektiğini anlattım. Buradan mahkemeye gidilirse ne gibi bir sonuç alınır gibi bir takım sorularda sordular. Onlara cevap olarakta böyle bir durumda mahkemeye gitmenin hiç doğru birşey olmadığını Galatasaray'ın iradesini ortaya koyduğunu bu iradeye daha fazla direnç göstermenin daha fazla gerginlik yaratmaktan başka bir amacının olamayacağını gerginliğinde Galatasaray'a bir faydasının olmadığını dolayısıyla burada yapılması gerekenin artık bu kadar açık bir şekilde bu irade ortaya koyulduktan sonra o iradeye uymaktan başka yolun kalmadığını söyledim. Yani bir mahkemeye gitme ihtimalinin hiç gerçekleşmemesini umut ediyorum.

Alp Özgen: Ama yönetim bunu değerlendiriyor şuan. Anlaşılan o. Sizinle olan diyaloglardan da bu anlaşılıyor. Sizde bir hukuk profesörüsünüz.
Mehmet Helvacı: Bugüne kadar çok şey söyledim.

"SEÇİM DEĞİL MAHKEME KARARI ALINIRSA DİĞER İKİ ARKADAŞIMLA BERABER DİREK İSTİFA EDERİM"
Alp Özgen: Bunu da söylemiştiniz çünkü sayın Helvacı o yüzden söylüyorum. Elimizdeki röportajlara biz bugün baktık, bize yaptığınız bütün açıklamalarda, Galatasaray etiğinde, Galatasaray örf ve adetlerinde bunlar yer almaz bu noktaya gelmeyeceğini düşünüyorum dediğiniz pek çok konu bu noktaya geldi.
Mehmet Helvacı: Maalesef. Asıl olmasını istemediğim şey bugünün yaşanmamasıydı. Yani Galatasaray'ın böyle bir genel kurul yaşamamasıydı. İstemediğim şey oydu. Galatasraay yöneticilerinin ve başkanın ibrasının tartışılacağının yaşanmasını ben istemiştim. Bunlar Galatasaray açısından şık durumlar değil. Doğru durumlar değil. Ve bunun önüne geçilebilirdi. Yani biraz dikkatli davranılsaydı biraz özverili olunabilseydi insanlar biraz kendi benliklerinden feragat edebilselerdi ve Galatasaray değerlerini kendilerinin üzerine çıkarabilselerdi bu sonuçlar meydana gelmezdi ama bugün bu sonuçlar meydana geldi. Yine benzer nedenlerle ego problemleri nedeniyle başka gerginliklerde olabilir. Ama olmaması gerektiğini hala düşünüyorum. Olmamasını umut ediyorum. Fakat şunu da burada açıkça söylemem lazım. Sizin tabirinizle diğer iki muhalif arkadaşımla ki onlar da benim gibi Galatasaray'ın doğrularını söyleyenlerdendir. Muhalif değillerdir. Vedat Eşkınat ve Doğan Yalçınkaya ile ben konuyu konuştum. Böyle bir durum olursa ne yaparsınız dedim? Onlar bana benim ne yapacağımı sordular. Dedim ki bugüne kadar Galatasaray'ı takip etmek Galatasaray Yönetim Kurulu'nu bir anlamda denetlemek, yine doğruları göstermek yapılan yanlışlara mani olmak maksatıyla yönetim kurulu koltuğunda oturmaya devam ettim ama, bu artık tahammül edilebilecek birşey değildir. Galatasaray Genel Kurulu'nun iradesine rağmen hala yöneticilik yapma arzusu bazılarında devam ederse benim artık bunu paylaşmam söz konusu olmaz. Bu karar alınmadığı taktirde bir başka karar alındığı taktirde derhal istifa ederim dedim. O iki arkadaşım bana "evet bizde senin gibi düşünüyoruz ve bizde seninle beraber istifa ederiz" dediler. Onlar adına bunu burada çok rahat söyleyebiliyorum. Çünkü onlar sözlerinden dönmeyen insanlardır. Bir söz verirlerse tutarlar. O sebeple beni utandıracaklarını zannetmem. Onlarda böyle bir durumla karşılaşırlarsa benim gibi istifa edeceklerdir. Ben derhal istifa ederim. Çünkü artık bu tahammül edilebilecek birşey değildir. Bu Galatasaray'ın iradesine direnmek anlamına gelecektir. Galatasaray'ın iradesine direnmeye hiçbirimizin hakkı yoktur. Böyle olursa, Salı günü umarım toplantıda böyle birşey olmaz. Salı günü benim beklenti bir genel kurul. Bende tabi katılacağım. Şu anda o kararın altına imzayı atmak istiyorum yani seçim kararının altına imzayı atmak istiyorum ama seçim kararı alınmaz bir başka karar yönelinirse. Mahkemeye gitmek falan gibi daha fazla bende tahammül edemem. Artık benimde sınırlarımı aşan bir durum haline gelir. Derhal istifa ederim. Dediğim gibi bunu diğer iki arkadaşımla da konuştum. Onlarında benimle beraber istifa edeceğini biliyorum. Çünkü sözlerinde duracaklardır eminim ondan.

Alp Özgen: Sayın Adnan Polat işi mahkemeye taşırsa camiayı nasıl bir süreç bekleyecektir?
Uğur Meleke: Parmak kaldırmak usulüyle oylama yapıldı. Oradaki divan kurulu üyeleri inisiyatif kullanarak ilk kaldırılan parmakların ikinci kaldırılan parmaklardan fazla olduğunu hükmetti. Başkan gelip buna sözlü olarak itiraz ettiyse de Türker Aslan bu sonucun geçerli olduğunu ilan etti ve idari olarak ibra edilmedi yönetim. Mahkemeye getirilecek konu bu. Benim iki söyleyeceğim şey var birincisi yedek üye kalmıyor yönetimde siz üçünüz istifa ederseniz. Bütün yedekler asil oluyor.
Mehmet Helvacı: Teknik olarak öyle oluyor. Ancak etik olarak doğru değildir. Galatasaray Yönetim Kurulu başkan dahil 7 kişiyle karar alır. 7 kişi 6 kişiye ininceye kadar teknik olarak devam etme imkanı vardır. Ama tabi bunu kabul etmek artık zorlama oluyor.

Uğur Meleke: Esas sorum şuydu bugünkü divan kurulunun yönetim biçimi yönetim şekli oradaki oy sayım biçimini son son derece amatör buldum ben. O ibra edilir mi Allah aşkına? Galatasaray kulübüne o kongre biçimi yakıştı mı?

"BUGÜNÜN YAŞANACAĞI BELLİYDİ"
Mehmet Helvacı: Doğru söylüyorsunuz. Şimdi zaten işte benim önüne geçmek istediğim şey buydu. 21 Ocak akşamı yönetim kurulundan istifa edelim veya seçim çağrısı yapalım yapmayacaksanız ben çıkacağım imza toplayacağım beni buna zorlamayın dediğimde amacım buydu. Bunu sağlamaya çalışıyordum. Bugünün yaşanmamasını sağlamaya çalışıyordum. Çünkü bugünün yaşanması mukadderdi, belliydi geliyordu. Bunu hepimiz görüyorduk. Ben görüyordum. Gördüğümü de söylemekle hükümlüyüm. Ama işte böyle şeyler olunca bunların yaşanması kaçınılmaz hale geliyor. Tabiî ki ne şekil ne usul Galatasaray'a uygun şeyler değil ama yapacak birşey yok. 1984 kişi geldi bugün genel kurula.

Uğur Meleke: 1545 oy çıktı ben size söyleyeyim. Kalan 450 kişi ne yaptı o arada?
Mehmet Helvacı: Herhalde onlar başlangıçta genel kurula katılıp daha sonra ayrıldılar. Öyle düşünmek lazım. İçeride bulunanların tamamının oylarının sayıldığını varsaymak gerekiyor. Tabii ki sağlıklı bir yöntem değil. İşaretle bir oylama yapılıyor. Ama ona da genel kurul karar verdi. Oylamanın kapalı yada açık yapılması konusunda da bir oylama oldu. Oylamanın açık yapılmasına karar verildi. Ki etik açıdan doğru birşeydir oylamanın açık yapılması. Biz söylemiyor muyuz. Bugün genel kurulda da söylendi hatta bende alkışladım. Alkışlayınca kızıyorlar. Siz yönetim kurulu koltuğunda oturuyorsunuz. Galatasaray'da muhalif diye birşey olmaza. Galatasaraylı Galatasaraylı'dır. Lehimize de konuşabilir. Aleyhimize de konuşabilir. Bugün genel kurul bizi ibra etmedi. Ben onu da alkışladım. Ama geçmişte de bizi seçmişlerdi o zaman da alkışlamıştık. Dolayısıyla genel kurulun her kararını alkışlayabilir olmamız lazım Galatasaraylı olarak. Böyle bakmak lazım Galatasaray'a böyle bakılmadığı zaman sorunlar ortaya çıkmaya başlıyor.

Uğur Meleke: Mahkeme Süreci nasıl işler?
Mehmet Helvacı: Bu sayım yöntemleri hep birer sorun yaratacaktır. Çünkü ortada net rakamlar yok. Aslında çıplak gözle bakıldığında orada çoğunluğun ibra etmeme niyetini görmek mümkün. Bunu mahkemeye taşımak mümkün. Hatta belki mahkemeden karar almakta mümkün. Benim bu konuda söylediğim şeylerde var ama şimdi burada söylemek tekrarlamak istemiyorum. Çünkü bunu Galatasaraylılar yanlış anlayabilirler. Benim ibra yönünde bir mahkeme kararı alınmasını istediğimi düşünebilirler. Onun olmasını istemiyorum. Beni bugüne kadar birçok beyanım nedeniyle doğru anlamamakta direnen insanlar var. Yine aynı şekilde yorum yapabilirler o yoruma maruz kalmamak için bunu burada söylemeyeceğim. Ama mahkemeden elbette farklı bir karar çıkabilir. Biz orada olanlar olarak, yönetim kurulu sıralarından bakıldığında genel kurulun ne karar verdiği çok daha net bir şekilde karşıdan görülebiliyor. Genel kurulun içindekiler bizim kadar sağlıklı görmeyebilirler. Biz çünkü genel kurula karşıdan bakıyorduk. Oradaki kararın ne olduğu iradenin ne olduğunu anlayabiliyoruz. Aslına bakarsanız burada bir belki oylamaya bile ihtiyaç yok. O nabzı tutmak lazım zaten Galatasaray Başkanı, yöneticisi kimdir? O nabzı tutabilendir. Onu öngörebilendir. İlla sonuçları yaşayarak görmek şart değildir. Bırakınız genel kurulu genel bir memnuniyetsizlik olduğu hem camiada hem taraftarda hepimizin malumu değil mi? Hepimiz bunu bilmiyor muyuz? Bütün Galataraylılar bunu bilmiyor mu? Biz her ortamda bunu yaşamıyor muyuz? Adnan Polat stadyumda istifaya davet edilmiyor mu? Toplantılarda protesto edilmiyor mu? Bunları bile bile hadi sayalım bunları kardeşim demenin manası yoktur. Bunu anlatmaya çalışıyorum.

Alp Özgen: Siz Adnan Bey'i yakından tanıyan birisiniz nasıl bir psikoloji içinde olabilir?
Mehmet Helvacı: Bilemiyorum herhalde etrafında kendisini yanlış yönlendirenler var başka bir sebebi olmasa gerek çünkü bütün bunları görmüş olması lazım. Birde ben gösterdim. Ben kendisinin 2. Başkanıyım. 2. Başkanının söylediğini daha dikkatli dinlemesi gerektiğini Galatasaray başkanları bilirler. Nitekim benim kendisine yaptığım çıkış nedeniyle o güne kadar yapmamış olduğu basın toplantısını 22 Ocak'ta yaptı. Ama o toplantıda bizim istifamızı istedi Adnan Polat.Aslında yapması gerekenler başkaydı ama onun yerine bunu tercih etti. Zaten doğruları tercih etmediği için bu duruma geldik. Umarım burada da yanlış yöne sapmaz. Bir mahkeme süreci başlatmaz. Başlatırsa bu Galatasaray için hiç hoş olmayan bir durum meydana getirir bunun olmamasını diliyorum. Umarım böyle birşey olmaz ama olursa eğer benim açımdan artık kabul edilebilecek birşey değildir. Salı günü bir genel kurul kararı almazsak istifa ederim. Diğer iki arkadaşımda benimle beraber istifa ederler. Onların iradesine ipotek koymuş değilim. Onlar sözlerinde durular inanıyorum onlara hiçbir şekilde döneceklerine ihtimal vermiyorum. Beni utandırmazlar. Muhtemelen Galatasaray Yönetim Kurulu'nda bizim gibi düşünen başka yönetim kurulu üyeleri çıkacaktır.

Alp Özgen: Futbolda başarısızlık olmasaydı bu duruma gelinir miydi acaba? Yada en azından son Fenerbahçe derbisi kazanılsaydı bu duruma gelinir miydi sizce?
Mehmet Helvacı: Gelinen noktadan mutlu değilim önce onu bir söyleyeyim. Ama benim Galatasaray'da kabul edemediğim şeylerden birisi de bu. Bir spor branşındaki başarımız yada başarısızlığımız herhangi birşeyi değiştirmemeli. Önemli olan Galatasaray'da etiktir. Galatasaray davranışlarıdır. Sarı – Kırmızı reflekstir. Eğer bu refleksleri yansıtamadıysanız. O zaman zaten maçları kazansanız bile sizinle ilgili fikirlerin olumsuz olması gerekir. Adnan Polat'la 3. senemiz. Yakın bir zamana kadar 2. Başkanlık görevini yönetiyordum ve bu 3. sene boyunca biz zaten hiç şampiyon olamadık. Ama benim bu tür bir davranışım ve eleştirim olmadı. Ne zamana kadar stat açılışına kadar. Stat açılışında yaşananlar kabul edilebilecek şeyler değildi. Galatasaray Başkanı açılıştaki olaylara tepki göstermek yerine kendi taraftarına. Genel kurul üyesine ve onların ailelerine tepki gösterdi. Bu kabul edilebilir birşey değildi. Bu konuda bizim özel görüşmelerimiz de vardı buralarda da onu ikna etmeye çalıştım. Basın toplantısı yapma konusunda anlaşmıştık ama her nedense bu toplantıyı yapmaktan son anda vazgeçti.

Uğur Meleke: Bugün söyledi galiba. Başbakan bu konuyu kapatın demiş.
Mehmet Helvacı: Başbakan onu Erdoğan Bayraktar'a söylemiştir. Başbakan neden Galatasaray'ın Başkanı'na böyle birşey söylesin. Başbakan, Galatasaray'ın karışmaz. Ben böyle birşeye ihtimal vermiyorum. Ben bir basın toplantısıyla doğruların Galatasaraylılar'a ve Türkiye'ye anlatılmasını düşünüyordum. Zaten biz geç kaldığımız için çeşitli konuşmalar ortaya çıktı. Örneğin Sayın Cemil Çiçek çıktı bu statın maliyetinin ne olduğunu anlattı. Benim yapmayı düşündüğüm şeyler bunlardı. Stadın maliyetini anlatalım, G.Saray'ın bu işe katkısını anlatalım. Bu proje 2004 – 2006 döneminde Sayın Özhan Canaydın'ın Yönetimi'nde geliştirilmiş bir projedir. Real Madrid'id daha önce yaptığının Türkiye'ye uyarlanmış halidir. Şehir içindeki bir araziyle şehir dışındaki bir arazinin değiştirilmesidir. Hem devlet kazanır, hem inşaat şirketi kazanır hem kulüp kazanır hem ülke bir stat kazanır burada hiç kimsenin kaybetmediği bir proje vardır.

Alp Özgen: Ama o dönemde çıkanlara göre devletin Galatasaray'a hediyesi gibi tek taraflı kazanan varmış gibi yansıdı basına?
Mehmet Helvacı: Evet. İşte bunların anlatılması gerekiyordu. Benim itirazımda bunaydı. Bunun anlatılması gerektiğini ısrarla anlattım. Tepkinin gösterilmesi gerektiğini anlattım. Üzüntü duyduğumuzu ama özür dilememiz için bir sebebin olmadığını anlattım. P.tesi akşamı toplantıyı yapmak konusunda anlaştık. Ama Salı günü her nedense toplantı organizasyonu sırasında başkan toplantının yapılmasından vazgeçtiğini söyledi. Yapmamamı istediğini söyledi. Sonuçta 21 Ocak akşamı yaşanan toplantıyı yaşadık hep beraber bunlar hep G.Saray etiğini ortaya koyamamaktan dolayı oldu.

Alp Özgen: Kongre üyelerinin kararı değişir miydi?
Mehmet Helvacı: Ben değişmeyeceğini düşünüyorum. Önemli olan maç kazanmak yada kaybetmek değildir. Kazanırsınız kaybedersiniz. Bu spordur yarışmadır. Sizinle beraber birden fazla ekip yarışmaktadır. Zaten hiç kimse böyle bir garantiyi veremez. Her şeyin en iyisini yapmaya çalışırsınız ama sizden daha iyi olan bir takım vardır o şampiyon olur. Beklenilen nedir en iyi hocayı bulmanız en iyi takımı kurmanız ve onları doğru motive edip doğru şekilde oynatmayı başarmanızdır. Genel Kurul üyesi, taraftar orada birbirinden ayrılmıyor. Stada girdiğimizde hepimiz taraftar oluyoruz. Benim beklentim, taraftarın beklentisi nedir? Ben sahada forması için savaşan futbolcu görmek isterim. O maç kazanılır kaybedilir ama takım elinden geleni yapmışsa bende görmüşsem bunu daha ne diyebilirim ki.

Uğur Meleke: Rijkaard gönderildiğinde itiraz ettiniz ama Skibbe gönderildiğinde, Edwin Boekamp gönderildiğinde, Ümit Davala gönderildiğinde de itiraz etmediniz mi?
Mehmet Helvacı : Hepsinde itiraz ettim. Galatasaray çok önemli işlerde yaptı. Bu işlerde benim katkım çok yüksekti. Ben bu işlere yönelmiştim.Sadece AIG konusundan bahsetmiyorum. Bütün işlerden bahsediyorum. Benim bir tane referansım vardı. Başkan'da Adnan Sezgin'e güveniyordu ve inanıyordu bende inanmak zorundaydım. İşin o tarafıyla ilgilenemedim. Ama keşke ilgilenseydim diyorum.

"ÜNAL AYSAL'DAN ÖZÜR BEKLİYORUM"
Alp Özgen: Galatasaray'da ileriye dönük neler gerçekleşebilir, neler gerçekleşmeli bunları konuşucaz.
Uğur Meleke: Sizin bir açıklamanız var Aysal 23,5 milyon dolar verip 34 milyon dolar aldı Galatasaray'dan şeklinde. Bügünde Kalpakçoğlu'nun size bir eleştirisi var: "Helvacı'nın bu şekilde söylemesi ayıptır çünkü AIG hisse devre anlaşmasını ücreti karşılığında hazırlayan Helvacı'dır.iki yıl sonra ödeme zamanı geldiğinde Özhan Canaydın'a anlaşmanın anlaşmanın delinecek yerleri var diyende odur." diyor. Yani hangisi doğru? Bizim anlamamız zor.

Mehmet Helvacı: Kimsenin anlaması zor. Çünkü Sinan Kalpakçıoğlu bugün rahmetli başkan Özhan Canaydın'ı gösterdi. Onun ikimiz adına da şu anda yapabileceği bir şahadet maalesef yok ama tabi onun çok yakınları var hayatta olan onlar bu konuda hangimizin doğru söylediği konusunda bir şahadette bulunabilirler ama tabi onları şu anda arayıp bunu sorma şansımız yok.Şimdi ben size işin doğrusunu anlatmaya çalışıyım. Ne olduğunun tam olarak bilinmesi amacıyla. Bu benim Galatasaray'daki spor kulübü yöneticiliğine girmemi sağlayan hikayedir. Tam bir hikayedir. Bir cumartesi günü, isimlerini veremicem çünkü kamuoyu onları tanımaz. Ama Galatasaraylılar arasında konuşurken verebilirim, birisi beni aradı ve bir borçlanma sözleşmesinden bahsetti 23,5 milyon dolar borç verilecek ve karşılığında halka açık bir şirket var bunun hisse senetleri rehin verilecek, eğer bu borç ödenmezse bu hisse senetlerinin satışı özel olarak sağlanacak, yani benim tamamen uzmanlık alanımı ilgilendiren bir sözleşmeden bahsediyoruz. Bunu dediler yapar mısınız? Bende bir ücret söyledim, "işte şu ücretle yaparım." dedim.

Uğur Meleke: Daha henüz yönetici değilsiniz?
Mehmet Helvacı: Hayır hayır değilim.

Uğur Meleke: Ticaret hukuku profesörü olduğunuz dönemlerde.
Mehmet Helvacı: Daha profesörde değilim doçentim o zamanlar. Ben yaparım dedim ve bir ücret söyledim. Ücret çok yüksek geldi ben dedim ki yani ben böyle sizin işinizi yapmak zorunda değilim. Öderseniz yaparım ödemezseniz yapmam. Dolayısıyla benden ücretimi indirmemi istemedi kapattım telefonu 20 dakika sonra iki kişi bu arkadaşlar bir daha aradılar beni dediler ki: "abi işte çok yüksek yap filan , dedim yapmam niye yapim bu sizin işinizse , sizin için birşeyse yapıyım ama başka birine iyilik yapmak için niye benim ücretimde indirim istiyorsunuz. Dedilerki : "Bu Galatasaray'ın işi." Ha şimdi bakın bu Galatasaray'ın işiyse Galatasaray'ın kimseye borç verecek hali yok çünkü Galatasaray'ın halini hepimiz biliyoruz.Dolayısıyla burada olsa olsa Galatasaray borç alacak olan taraftır. Galatasaray borç alacak olan tarafsa ben bu sözleşmeyi ücret karşılığı yani herhangi bir ücretle de yapmam çünkü; GALATASARAY'A KARŞI BİR İŞİN İÇERİSİNDE OLMAM. YANİ BİLA ÜCRETLEDE OLMAM PARALIDA OLMAM PARASIZDA OLMAM FARKETMEZ YANİ. Dedilerki "öyle değil, biz gelelim sana bunu anlatalım." E peki dedim anlatın nedir. Dedilerki "Özhan abi bunun böyle olmasını istiyor." O zaman Galatasaray kulübü başkanı, dedim ki çocuklar bakın bunu bana söylüyorsunuz ama Özhan ağabey bana bunu söylemesi lazım sizin bana bunu söylemeniz bir şey ifade etmez. E dediler "işte bunu Ünal Aysal'la konuşalım". E dedim Ünal ağabey il ede konuşmanın bir faydası yok çünkü Özhan abiden duymam lazım. Ünal ağabey ile konuşturdular. Söyledikleri şu "doğru bunun iki gün içerisinde yapılması lazım" yani çok ciddi bir anlaşmadan bahsediyoruz iki gün içerisinde bitirilmesi gerekiyor. Bitmediği takdirde bir 9 milyon dolarlık tazminat var ödenmesi gereken. Galatasaray'ın buna maruz kalmaması gerekiyor, o yüzdende bunun iki gün içinde yapılması lazım. Ünal Aysal bana dedi ki: "Sen bu anlaşmayı yap, Özhan bunu böyle istiyor, eğer bunu Özhan'a pazartesi günü seni şu an konuşturamam ama sen pazartesiyi beklersen bu anlaşma yapılamaz hale gelir. Hazırla, pazartesi günü Özhan'a götürürsün bu anlaşmayı. Özhan' anlatırsın içinde ne olduğunu, Özhan kabul ederse verirsin imzalarlar. Özhan kabul etmezse alır anlaşmanı gidersin."dedi. Olay bu. Bende o anlaşmayı yaptım Özhan ağabeyle. Orda bir sürü hikaye var ama zamanımız yok şimdi o yüzden anlat miyim.Özhan Canaydın'a bunu anlattığım zaman, Özhan Canaydın bana "evet bunun böyle olmasını istiyorum, çünkü Ünal bunu bu şekilde istiyor, bu yüzden başka bir tercihimiz yok. Bu ödemeye de tazminata da girmememiz için, bunu bu şekilde imzalamak zorundayız" dedi. ama dedi "benim Ünal ile özel bir görüşmem var, bu anlaşmayı dedi uygulamayacak." bütün bunlar Galatasaraylıların bilmesi gereken şeyler.

Uğur Meleke: Evet kritik şeyler.
Mehmet Helvacı: Şimdi mesela Ünal Aysal daha sonra bu anlaşmayı, benim kimsenin Galatasaray'la ticaret yapmasına, Galatasaray'dan para kazanmasına bir itrazım yok.

Alp Özgen: Siz o süreçte bu ilişkiler sürecinde hiç para kazanmadınız mı?
Mehmet Helvacı: Hayır kazanmadım. Bakın zaten Galatasaray üzerinden hiç kimse benim 1 lira para kazandığımı konuşamaz böyle bir şey söz konusu değildir. BEN GALATASARAY'A BORCUNU ÖDEMEK İÇİN HİZMET EDEN BİR KİMSEYİM. Ben Galatasaray Lisesi mezunuyum ve Galatasaray'dan zaten Galatasaray Lisesi mezunu olarak o unvanla hayata bir yerden başladım. Galatasaray Lisesi mezunu olmak suretiyle. Bu da beni Galatasaray'a borçlu hale getirdi. Bütün hayatım boyunca da Galatasaray'a borcumu ödemeye çalıştım. Aynı şey Türkiye cumhuriyeti içinde geçerli, T.C cumhuriyetine de borcumu ödeme çalışıyorum hala çalıştım çalışıyorum. Bunun için öğretim üyeliği yapıyorum bunun için gençlere bir rol modeli olmaya çalışıyorum, ülkeye katkı sağlamaya çalışıyorum ama, bütün bunları yaparken, iyi olmaya çalışırken, işte bu yalanlara maruz kaldığım zaman, dışarıdan bana yönelen bu eleştirilere maruz kaldığım zaman, ki bunlar doğru olsalar söyleyecek hiçbir şeyim olmaz. Ama bunların hepsi yalandan ibaret. Zaten söyledim de bir iddia var sayın Ünal Aysal bu paraları almadığını söylüyor, ve benim doğru söylemediğimi söylüyor. Ben bunu kabul edemem çünkü ben öğretim üyesiyim genç insanlara rol modelliği yapıyorum onları eğitiyorum üstelik benim eğittiğim insanlar hukuk fakültesi öğrencileri.

Alp Özgen: 10 milyon dolar kazandı ifadesi size mi ait Galatasaray'dan?
Mehmet Helvacı: Hayır biraz evvel Uğur Bey'in söylediği ifadesi bana ait, ama onun içerisinde alt başlıklar var tabi, o öyle yansımış medyaya, yani 23,5 milyon verdi, 34 milyon aldı dediğim doğru, ama sayın Ünal Sayın'ın arada verdiği başka borçlar var bunları düştüğümüz zaman 8,5 milyon dolarlık bir temettü kazancı aldığı görülüyor. Dediğim gibi bir itirazım yok. Ben sadece bunu aldığını söyledim. O ise benim yalan söylediğimi söyledi.

Alp Özgen: Sonra görüştünüz mü? Özür beklediğinizi söylediniz.
Mehmet Helvacı: Özür bekliyorum yani çünkü şahsen yüzüme söylemesi bir şey ifade etmez medya önünde yapmış olduğu bir açıklama olduğuna göre, yine medya önünde bu özrü yerine getirmeli ki kamuoyu tatmin olsun, çünkü gelip bana şahsen söylerse bunu sadece ben duyacağım, ama esas benim duymamdan çok bunun rol modeli olduğum insanların, gençlerin duyması lazım. Hocalarının yalan söylemediğini görmeleri lazım benim için çok önemli değil ama onlar için inanın çok önemli çünkü dediğim gibi bunlar aynı zamanda adalet mensupları yarının hakimleri savcıları avukatları, bu çocukların bunu duymaya ihtiyaçları var, benim kimse yalan söylediğimi ima edemez, o yüzden bu özrü bekliyorum.

Alp Özgen: Şu an geldiğimiz durumda da sayın Ünal Aysal mevcut başkan adayı tek başkan adayı şu anda. Seçim tarihi daha belli değil açıklanmadı, mahkemeye gidilir gidilmez ama Cemal Bey'in Cemal Özgörkey'in adaylığı düşmüş durumda şu anda.
Mehmet Helvacı: Aynı şartlara tabiyiz çünkü, eski yönetici sıfatı nedeniyle bu dönemde yöneticilik yapmış olan herkes bir günde yapsa bir yılda yapsa bir saatte yapsa aynı ibra sistemine tabi, aynı ibra sistemine tabi olduğumuz için, bir dönem seçim yasaklısı durumuna geliyoruz, ibra edilmediğimiz için.

TELEFONLA CANLI BAĞLANTI BÜLENT TULUN
Alp Özgen: Bülent Tulun şu anda telefon hattımızda.Bir dönem sportif direktörlük yapmış Galatasaray camiasının önemli isimlerinden. Camiadaki duayenlere çok yakın isimlerden bir tanesi.
Alp Özgen: Sayın Tulun iyi akşamlar.
Bülent Tulun: İyi akşamlar, kolay gelsin.

Alp Özgen: Sağ olun teşekkür ederiz. Siz nasıl değerlendirirsiniz Galatasaray'ın geldiği bu durumu ve bildiğimiz kadarıyla Ünal Bey ile de görüşüyorsunuz, camianın diğer önde gelen isimleri ile de görüşüyorsunuz. Mehmet Helvacı'nın açıklamaları bu yönde şu ana kadar takip edebildiniz mi bilmiyorum. Ünal Bey ne düşünüyor? Ünal Aysal şu anda tek başkan adayı durumunda tabi Bülent Tulun olarak ta sizin değerlendirmelerinizi duymak isteriz.
Bülent Tulun: Valla ben tabi Galatasaray'ın içinde bulunduğu politik durumu çok değerlendirebilecek durumda değilim daha çok spor konusunda sportif açıdan birçok şeyler söyleyebilirim. Galatasaray'ın sportif açıdan iyi bir durumda olmadığı zaten şu anda bulunduğu durum itibari ile sabitlenmiş vaziyette. Ve bundan dolayı da bütün bu işlerin sonuçları Galatasaray'ı bu duruma getirdi. Daha evvel olan birtakım politik işler para vermeler, borç almalar vs gibi detayların içinde bulunmayı veya bunlarla ilgili değerlendirmeler yapmayı ben çok doğru bulmuyorum.şu anda Galatasaray yönetim kurulunun lanse ettiği tüzük taslağı getirilmiştir, o tüzük kabul edilmiştir. O tüzük bir başarı olarak öne çıkarılmıştır. O tüzün bahsettiğim o meşhur tüzüğün içindeki penaltılar vardır, maalesef ilk penaltıda bu mevcut yönetime yansımıştır. Yani mali veya idari ibra olmayan yönetim kurulu üyelerinin bir dönem seçilmeyecek durumda olmalarıdır. Yani Galatasaray demokrasi ile yönetilen bir kulüptür. Kurtuluş savaşlarından gelmiş bir camiadır. Bundan sonra Galatasaray olduğundan daha demokratik bir şekilde yönetilmeye devam edecektir.

Alp Özgen: Aslında sayın Tulun merak ediyoruz Ünal Bey ile Ünal Aysal ile görüştünüz mü bu genel kurul arkasından. Genel Kurul ardından şu anda tek başkan adayı konumunda, herhangi bir duyumunuz oldu mu, herhangi bir açıklama yaptı mı?
Bülent Tulun: Ünal Aysal'ın bana yaptığı son yazılı deklarasyon da diyor ki, bir genç Galatasaray'ın sorumluluğunu bilen, sorunları bilen , problemlerini bilen, bu konuda gönüllü bir arkadaşım varsa memnuniyetle ben onu desteklerim. Ama Galatasaray'da bize görev verildiği zaman biz bunu yaparız diyor. Orda bulunan sevgili kardeşim Mehmet'te zaten böyle bir pozisyonda böyle bir görevi kabul etmiş bir kardeşimdir.

Alp Özgen: Çok teşekkür ediyoruz Bülent Tulun.
"GALATASARAY'DA BAŞKANA KÜFRETMEK KULÜPTEN İHRAÇ EDİLMEK İÇİN BİR SEBEBTİR"
Alp Özgen: Sayın Adnan Polat'ın açıklamalarında bir nokta var ki zannediyorum sizi ilgilendiriyor. Yönetim içinde muhalefet olmaz, bu şekilde yapılmamalı diyor, buna söylemek istediğiniz bir cevap var mı? Birde tabi ben camiadan bugün önemli isimlerle telefonla fikir alışverişi yaptım, kimse o küfür eden kişi kim İnternet siteleri aracılığıyla diye sorduğum da sayın başkan Adnan Polat'ın kürsüye davet ettiği kişi kim diye, herhangi bir sonuca ulaşamadım sizin bilginiz var mı?, kimi işaret ediyor acaba orda?
Mehmet Helvacı: Hayır hiçbir bilgim yok, bilmiyorum, konu tamamen bana yabancı.

Uğur Meleke: Olağan şüpheli üç kişi ortaya çıkıyor ister istemez söylemek zorundayım, siz Eşkinat ve Yalçınkaya acaba orayımı işaret ediyor?
Mehmet Helvacı: Şimdi ,hmmm, yani, kendimle ilgili çok rahatlıkla şunu söyleyebilirim bu konuda isnatta bulunabilecek en son kişi benimdir, ben çünkü özel hayatımda da küfür etmem, zaten böyle bir durumda hiç küfür etmem, bunu beni tanıyan herkes bilir, o yüzden bu adaylardan biri olmam imkansız. Diğer iki arkadaşımda benim gibilerdir, yani ayrıca GALATASARAY'DA BAŞKANA KÜFRETMEK KULÜPTEN İHRAÇ EDİLMEK İÇİN BİR SEBEBTİR, YANİ SAYIN POLAT BENİMLE BU KADAR ÇEKİŞME İÇERİSİNDEYKEN HERHALDE BÖYLE BİR AÇIĞIMI BİLİYOR OLSAYDI ÇOK RAHATLIKLA SÖYLERDİ VE İHRACIM İÇİNDE ELİNDEN GELENİ YAPARDI. AMA BU BİR KERE BEN VE ARKADAŞLARIM DEĞİLİZ BUNU RAHATLIKLA SÖYLEYEBİLİRİM. AMA İŞTE GALATASARAY BAŞKANLARININ BU ŞEKİLDE KONUŞMAMASI LAZIM, HEP BUNUN ALTINI ÇİZİYORUM, ETİK SORUNLAR FİLAN DERKEN, BUNLARI SÖYLEMEYE ÇALIŞIYORUM. Şimdi Galatasaray başkanı varsa böyle bir sorun ismiyle söyler aksi takdirde bakın burada sizin düşündüğünüzü Türkiye’deki insanlar düşünebilirler ve ben bu akşam burada olmayabilirdim, bu soruya muhatap olmayabilirdim ve insanlar benim Galatasaray Başkanı'na küfür ettiğimi düşünebilirlerdi. Şimdi Galatasaray başkanı bunu yapmamalı, yapmaması gereken şeylerin başında bu geliyor. Galatasaray başkanı diyor ki "Benim elimde belgeler var, açıklayacağım". E açıklayın o zaman niçin açıklamıyorsunuz?. Zaten Galatasaray başkanının elinde birisiyle ile ilgili bir belge varsa onu hızla evleviyetle önce açıklamak zorundadır. Kimseyi zan altında bırakmaya hakkı yoktur. Mesela yine benim için, Ünal Bey ile ilgili meselede diyor ki: "İşte Helvacı'nın elinde belge varsa açıklasın." Benim elimde kimseyle ilgili bir belge yok, böyle bir alışkanlığımda yok, ben belgede biriktirmiyorum ama bu belgeler kulüpte onun için söyledim. Yani ispati kolay derken onu kastediyordum. Kulüpte zaten bütün muhasebe kayıtları var, bu muhasebe kayıtlarına girildiğinde kim Galatasaray'dan ne almış, kim Galatasaray'a ne vermiş onlar çok açık görünüyorlar. Yanlış anlaşılmasın. Ben biraz evvel Galatasaray'la ticaret yapılmasına karşı değilim dedim. Ben yapmam onu söyleyeyim açıkça. Yapanı da çok hoş karşılamam ama birisi bu tercihi yapmışsa o da onun bileceği şeydir, ona da karışamam bunu söylemeye çalışıyorum.

Alp Özgen: İtiraz ettiğiniz noktada daha sonradan ben böyle bir ilişkiye girmedim denilmesi zannediyorum.
Mehmet Helvacı: Elbette yani. Bakın benim Galatasaray'da altını çizerek yapmaya çalıştığım şey şu , ısrarla şunu yapmaya çalışıyorum. Galatasaray'da söyleniyor sevgisizlik ortamı var diye. Neden sevgisizlik ortamı var, Çünkü herkes birbirinin arkasından konuşuyor, herkes birbiri ile ilgili doğru olmayan şeyler söylüyor, ben de Galatasaray'da, Galatasaray'ın çıkış yolu budur. Galatasaray tabi ki sevgi ortamını yaratmak gerekir ama, kuru beyanla sevgi ortamı yaratılmaz. Sevgi ortamı nasıl yaratılır, bir kere kişilerin birbirlerinin arkasından konuşmasının önüne geçeceksiniz, ikincisi de herkes doğruyu söyleyecek, doğruyu söyleyecekseniz Galatasaray Kamuoyu sizinle ilgili karar verecek ama asla yalan söylemeyeceksiniz. Doğrunun arkasında olacaksınız ve bide benimle ilgili çeşitli beyanlarda bulunuyorlar, insanlar kapalı kapılar arkasında, diyorum ki çıkalım hep beraber bir yere, birbirimizle ilgili ne söyleyeceksek, birbirimizin yüzüne söyleyelim, arkamızdan konuşmayalım ben biriyle ilgili bir şey söylüyorsam, onu o kişinin ya yüzüne söylemişimdir , ya da söyleyebilecek durumdayımdır. Hele bana o imkanı verirse gel yüzüme karşı söyle derse , koşa koşa gider söylerim, ben buradan söylüyorum, benimle ilgili bir beyanda bulunacak kimse varsa gelsin yüzüme söylesin, benimle yüzleşsin her söylediklerini bana söylesinler, arkamdan konuşmasınlar, benimle ilgili dedikodu üretmesinler, spekülasyon yapmasınlar. Neyse dertleri gelip söylesinler. Ben Galatasaray'dan bunu bekliyorum. Galatasaray bunu yaparsa zaten Galatasaray'ın sorunu temelden çözülecektir. Çünkü biz hepimiz birbirimizle ilgili şu anda yalan beyan üretmekle meşgulüz. Bunu yapmasak olay çözülecek.

Uğur Meleke: Peki bugün Faruk Süren diyor ki: "Polat bu işlerin arkasında benim olduğumu düşünüyor." siz ne düşünüyorsunuz bu görüşle ilgili?
Mehmet Helvacı: Bu konuyu bilmiyorum yani o yüzden gerçekten anlayamadım.

"BUGÜN BU SÜRECİN YAŞANIYOR OLMASININ SEBEBİ, SAYIN FARUK SÜRENDİR DOĞRUDUR"
Uğur: Meleke: Öyle demiş."Polat bütün bu işlerin arkasında benim olduğumu düşünüyor, oysa benim bir ilgim yok." Faruk Süren'in açıklaması.
Mehmet Helvacı: Hangi işlerin arkasında?

Uğur Meleke: Bu genel kaos ortamıyla ilgili herhalde orayı işaretlemiş.
Alp Özgen: İmza toplanması, muhalif toplantılar yapılması, yemekler yenmesi ve kamuoyunda zannediyorum Adnan Polat'ın gitmesi yönünde oluşturulan havadan bahsediyor olabilir.
Mehmet Helvacı: Yani işte benim anlatmaya çalıştığım şey bu, sadece Faruk Süren bir şey yapmıyor ki, herkes bir şey yapıyor, Faruk Süren Galatasaray'ın eski başkanıdır, o sıfatla birtakım açıklamalar yapmaya da hakkı vardır, bundan hoşnut olmayabilirsiniz, ama herkes kendi yaptığıyla sorumlu, sadece bunu bir kişinin yarattığı sonuç olarak görmemek lazım. Bu aslında kimsenin yarattığı bir sonuç değil, şöyle söylenebilir ama; eğer Adnan Polat onu söylüyorsa o doğrudur yani, bugün bu sürecin yaşanıyor olmasının sebebi, SAYIN FARUK SÜRENDİR DOĞRUDUR O. Ama şöyle; 1996 yılındaki başkanlık süreci yüzünden bugün bunlar yaşanıyor. Nedeni o dönemde bu şirketler kurulmuştur, bu şirketler Galatasaray'ın muhasebesinin bir bölümünü kontrol dışına çıkılması sonucu yaratmıştır kendiliğinden, denetimsiz bırakmıştır, yani bugün işte genel kurulda söylendi, hesapların %20'si konuşuluyor, %80 başka bir yerde. Şimdi Adnan Polat bu anlamda sebep değildir, sonuçtur. Sebep gerçekten Faruk Süren'dir ama; zannetmiyorum bunları kastettiklerini söylerken bunların, asıl sorunlar buradadır yani, 1996'da yaşanan bu şirketleşme süreci bir ihtiyaç olarak ortaya konuldu, ki böyle bir ihtiyaç asla söz konusu değil, hele Galatasaray gibi modern bir kulüp için hiç gerekli değil. Ki bu yanlış bir modeldir, bizi takip eden diğer kulüplerde maalesef bu yanlış modeli benimsemişlerdir. Galatasaray'ın şirketleşmesidir asıl sebep, derneğin dışına kontrolsüz çıkarılan ekonomidir.

Alp Özgen: Taraftar şuna bakıyor benim özlediğim Galatasaray , terinin son damlasına kadar mücadele eden 96-2000 sürecindeki gibi, daha birçok süreçteki gibi, takımı için oynayan , Galatasaray Felsefesine uyan Galatasaray'ı ben ne zaman göreceğim, statta sahada? Sizin mesala öngördüğünüz başkan adayları, şu ana kadar bir başkan adayı var, Galatasaray 2000 kupa şampiyonu , 2001 süper kupa şampiyonu, Avrupa Fatihi ifadesini uzun süredir gazetelerde, televizyonlarda kullanmıyoruz, O Galatasaray ne zaman geri gelecek, hangi yönetimle sizce gelebilir, Galatasaray'da ön plana çıkması gereken isimler kimler olur sizce bu süreçten sonra.
Mehmet Helvacı: Buna şimdi Galatasaray'lıların karar vermesi lazım. Ama biraz önce kurduğunuz denklem bana ters geldi. Yani stattan başlayarak yönetime kadar bütün taşlar yıkılmıştır dediniz. Bence öyle olmadı , yönetimden başlayarak stada doğru yıkılmıştır. Bugünkü sonuçlar takımın hatası değildir, bugünkü sonuçlar yönetim hatasıdır. Önemli olan takımdır. Siz bir takım yapabilirseniz , bir takım oyunu oynatabilirseniz ve bunun altyapısını hazırlarsanız o zaman bu zaten kendiliğinden başarılı olur, takım nedir birbirini destekleyen insanlardır takım. Bunu sadece futbol takımınızdan beklerseniz elde edemezsiniz bunu,yukardan başlayarak öncelikle herkesin bunu yapıyor olması lazım. Bugün Galatasaray'da maalesef bu takım yoktur. Bu takım olmadığı için bu başarısızlık vardır. Yoksa Galatasaray'a gelen futbolcular, Kağıt üstünde baktığımızda, yapılan transferlere bakın üç senedir yapılan transferler tek tek çok başarılı transferler ama onlar bir takım değiller bir takım olmadıkları içinde herhangi bir sonuç elde edemiyorlar, sorunlar burada.

ALP ÖZGEN VE UĞUR MELEKE, GUUS HIDDINK RÖPORTAJI
Alp Özgen: Biz sizi taktik ustası olarak biliyoruz, bu kritik Avusturya maçı öncesi özel bir taktiğiniz olacak mı?
Guus Hiddink: Öncelikle biz kendi taktiğimizi hazırlayacağız. Rakibe kendi oyunumuzu kabul ettirmeye çalışacağız. Ama sıkı bir rakibimiz var ve dikkatli olmalıyız. Deneyimli ve güçlü oyunculara sahipler. Eğer baskı kurabilirsek iki üç futbolcuyu oyundan düşürebiliriz.hedefimiz bu.

Uğur Meleke: Son maçlarınızda genellikle 4-3-3 formasyonunu tercih ettiniz, bu maçta da planınız bu mu olacak?
Guus Hiddink: 4-3-3 sistemini sabit kullanmıyorum, sadece savunmadaki dört oyuncudan vazgeçmem, ama ilerdeki ve orta sahadaki oyuncu sayısı değişebilir. Ben esnek bir sistem uyguluyorum, top rakipteyken geriye çekilmek istemiyoruz, takım olarak savunma yapmaya çalışıyoruz, top bize geçtiği zamanda herkes hücuma destek vermeli.

Alp Özgen: Azerbaycan mağlubiyetinde takımın savaşmaması en büyük eleştiri noktasıydı, Avusturya karşısında savaşan bir takım görebilecek miyiz?
Guus Hiddink: Evet savaşan bir takım sahada olacak, ama sadece savaşan bir takım yeterli değil, iyi savunma ve hücum yapmanız gerekiyor, uyumlu olmak gerekiyor, güzel ve etkili futbol için bunlar şart, Azerbaycan mağlubiyetine benden daha çok kimse üzülmemiştir. Ama yenilgiden daha çok mücadele etmediğimiz için hayal kırıklığına uğradım. Ayrıca Almanya maçını analiz ederken yine rakibe karşı hiç direnç göstermediğimizi gördüm. Yenilmemiz süpriz değildi ama hiç direnmemişiz.

Alp Özgen: Almanya ve Azerbaycan maçlarındaki kadro tercihlerinizden dolayı pişmanlık duyuyor musunuz?
Guus Hiddink: Şimdi olsa belki bazı değişiklikler yapardım, ama bu maçlarda bazı tecrübeli oyunculardan da faydalanmak istedim. Ama şu anda durumumuz belli, bazı yeni oyuncu adayları var alt seviyelerdeki milli takımlarda oynayan, ve A takım seviyesine ulaşmasını beklediğimiz oyuncular var, onları da aramıza katmak istiyoruz. Uğur Meleke: Bay Hiddink devamlı projeden , plandan, organizasyondan söz ediyorsunuz, prosesten söz ediyorsunuz ama; Türkçe de böyle kelimeler yoktur, bin yıllık kültürümüz var, bin yıllık tarihimiz var ama bu sözcükler bize İngilizce’den geçmiştir. Bununla yaşamayı nasıl beceriyorsunuz? Plansız programsız tarihinde böyle sözcükler olmayan bir ülkeyle.

Guus Hiddink: Eğer bir kültürünüz varsa bu da bir plandır, ama tabi ki bazı planlar yapmanız gerekiyor, ben oyuncularıma kendi oyun mantalitemi genel hatlarıyla anlatıyorum, bununla beraber Avusturya'ya karşı detaylarda, taktiksel olarak neler yapacağımızı da anlatıyorum. Ve uygulamada bekliyorum. Sahaya 11 oyuncu koyup onların bir şeyler yapmasını bekleyemeyiz.

Alp Özgen: Başbakan Erdoğan bize verdiği röportajda yerli oyuncular ve yerli teknik adamların üstünde durdu, A Milli Takım hiç yabancı teknik direktörlerle başarılı olamadı dedi, ve Türk teknik adamlara daha çok kredi verdiğini söyledi.Bu açıklama sizi üzdü mü?
Guus Hiddink: Açıklamayı tam dinlemedim, ama başarılı olacakları bir teknik direktör istiyorlar, yerli bir teknik adamla çalışabilirler, bu kararı onları verir , ben bir yabancıyım ama şu anda burada olmaktan memnunum, eğer başka birisinin daha fazla başarılı olacağını düşünüyorlarsa tercih onlarındır, istedikleri kararı verebilirler

Alp Özgen: Allah korusun ama Avusturya'ya yenilirsek bu her şeyin sonumu olur?
Guus Hiddink: Bu iyi bir senaryo değil ama her şeyin sonunda değil, daha çok maçımız var, ama ben diğer takımlara bağlı kalmak istemiyorum, Avusturya'nın Almanya ve diğer takımlarla maçları var, bende kontrolün bizde kalmasını istiyorum. Zor bir gruptayız ve Almanya'da puanlar kaybedecektir.


Okunma Sayısı : 424
Haber Etiketleri :



Diğer Spor Toto Süper Lig Haberleri
Fenerbahçe Sivasspor maçı özeti
  SİVASSPOR: Korcan, Ugur, Navratil, Sedat, Hayrettin, Kadir, Erman, Mehmet Nas, Grosicki,...devamı
Trabzonspor Karabükspor maçı Özeti
 KARABÜKSPOR: Tomic, Kerim, Muhammet, Deumi, Seric, Ragued, Hakan Söyler, Hakan Ö...devamı
Trabzon ilk peşinde
Ligin son 6 haftasını sırasıyla Beşiktaş'ı 2-1, Kasımpaşa'yı 1-0, Gençlerbirliği'ni 2-1, Ko...devamı
Fenerbahçe hafta sonu İzmir'de oynayacağı
Fenerbahçe hafta sonu İzmir'de oynayacağı kritik Bucaspor maçı öncesi Niang'ın ce...devamı
Trabzonspor Başkanı Sadri Şener
Trabzonspor Başkanı Sadri Şener, bir kez Fenerbahçeliler'i kızdıracak açıklamalar yapt...devamı

Habere Ait Yorumlar


Yorum Ekle
İsim Soyisim :

Yorum :

Spor Toto Süper Lig Puan Tablosu


Spor Toto Süper Lig Sonuçlanan Maçlar
  • 22/03
  • Kasımpaşa - Galatasaray
  • -
  • 22/03
  • İstanbul Başakşehir FK - Gençlerbirliği
  • -
  • 22/03
  • Sivasspor - Bursaspor
  • -
  • 22/03
  • Trabzonspor - Akhisar Belediyespor
  • -
  • 22/03
  • Erciyesspor - Çaykur Rizespor
  • -
  • 22/03
  • M. İdmanyurdu - Gaziantepspor
  • -
  • 22/03
  • Fenerbahçe - Beşiktaş
  • -
  • 22/03
  • Balıkesirspor - Eskişehirspor
  • -
  • 22/03
  • K. Karabükspor - Torku Konyaspor
  • -
  • 15/03
  • Akhisar Belediyespor - K. Karabükspor
  • -


Spor Toto Süper Lig Panaroma
HAFTANIN TAKIMI
Kayserispor
HAFTANIN FUTBOLCUSU
Emre Belözoğlu (Fenerbahçe)
HAFTANIN TEKNİK ADAMI
Şota Arvaledze (Kayserispor)